11 Mayıs 2012

Sana inat,hayat,,,

İnsanlarin dertlerini dinlemeyi seven fakat derdini anlatmayi sevmeyen biri olarak,,,
ummandayi'm be hayat sana inat,,,

kimsenin olmadigi, kalbimi iyilik ve sevgi ile doldurduğum, kiskançliği ve hasetliği men ettiğim bir umman,,,
seni her denli yaşamak için ve sana her denli sual yüklemek için yaşıyorum seni hayat,,
bütün zalimliklerden ve bütün fesatcilikdan uzak durarak,,,
en güzel imanı yaşamak için sana inat yaşıyorum be hayat,sana inat,,,


_a_g_s_

Gönül rahatlığı nedir bilirmisin?

Gönül rahatlığı nedir bilir misiniz?
İnsan bir başkasına iyilik yaptığı zaman neden huzur ve rahatlık duyar?
Çünkü o insan içindeki duvarları aşmış, gönlüne ulaşmıştır.
Duvarlar, bizi iyilik yapmaktan alıkoyan egomuzdur.
Ego çeşitli şekillerde karşımıza çıkar ve bizimle konuşur.
...Ama içimizde bizimle konuşan bir başka yönümüz daha vardır.
O da gönlümüzün sesidir.
Oraya ulaşıp, onun sesini dinlediğimiz zaman zaten durmaz olur ellerimiz, söyler olur dilimiz.
Gönlümüzdeki sevgi bizi vermeye, iyilik etmeye sevkeder.
Biz bir insana iyilik yaptığımız zaman aynı zamanda içimizdeki sevgi enerjisini de harekete geçirmiş oluruz.
Dolayısıyla iyilikte sevgi enerjisi de vardır.
Bu hem veren, hem alan için çok önemlidir.
Bu akışın olması, bizi evrensel olanla uyum içinde tutacağından, kendimizi huzur içinde hissederiz. Çünkü huzur, sevginin kardeşidir.
 Ve bize huzuru getirecek olan sadece gönülden vereceğimizdir.


_a_g_s_

19 Nisan 2012

Hûzün işte,,,

Hûzün’den başlamak istiyorum bu gün yazmaya,
hûzün işte, düşüncelerimin yüzde ellisini oluşturan, suratimi asık yapan,
ve sıcak bir bahar günü beni tir tir titreten hüzünden başlıyorum yazmaya,
içimden geldiğince ,olduğunca ve düşüncelerimi hiç değiştirmeden yazıyorum,
her zamanki gibi deniz manzaralı bir Cafe ve Karadeniz müziği eşliğinde ,

Karadeniz dedim ya, şimdi siz sorarsınız hava nasıl, yarı güneşli ve acayip esiyor doğudan,
üşüyor musun? hani derler ya erkek adam üşümez , yok ondan değil, yanımda çift şekerli bir çayım var,
bu çay beni sımsıcacık tutuyor, düşüncelerimi ısıtıyor, kalbimi, gönlümü ısıtıyor, bir nevi ilham da alıyorum yeri geldiğinde de.
İşte böyle hayat devam ederken geçenlerde biriyle tanıştım, çok iyi, sevecen ve şirin bir kişi,
ama farklı biri işte, yalnız kalmayı seviyor ve insanlardan kaçıyor, yanlış anlamayın korktuğu için değil,
belkide yapabilse kendisinden de kaçmaya çalışacak.

Şimdi gel gelelim onu o hale kim getirdi yada nasıl geldi, onu yalnızlığa zorlayan neydi?
Bu kişi ile sohbet etmeyi çok severim, bazen sohbet ederken damarına dokunduğum konular oluyor,
göstermemeye çalışıyor, ne kadar gizlese de bilirsiniz işte Güven'in gözünden bir şey kaçmaz,
bu şekilde, belkide geçmişi yüzünden , belkide güven'sizlik yüzünden bu halde,
bilemiyoruz işte, ama bildiğim şey geçmiş ondan daha geçmiş değil,,,

Yani, konu olarak 'yalnızlık' insana özgü bir şey değil bu hayatta, hatta insan için yaratılmış bir şey de değil,
insanlardan kaçmak ise çözüm değil, tam tersi insanları tanımak lazım, onların her çeşiti ile tanışmak lazım,
inanın bir çiçekçideki bütün çiçekleri koklamak gibi bir şeydir insanları tanımak,
ama, tabiki ben bu şekilde bunları bu kişiye anlatamadım, neden mi? elbette bir nedeni var,
çünkü ben onunla sohbet ederken çiçekçide ki en güzel çiçek olan gül'ü koklamakla meşgüldüm,

işte benimkisi de böyle bir şey,,,
en başta yazdığım o kelime var, o zehri zakkum kelime, nedir demeyin 'hûzün' işte,
işte o hûzün, bu kişinin yanına gelince sigara dumanı gibi süzülüp giderdi bedenimden,
nasıl mı demeyin, olunca oluyor işte, hani gülü koklayınca, o mis gibi kokuyu içinize çekince oh dersiniz ya,işte öyle,
hayat böyle işte, sakın unutmayın, başkasının hayatı senin için gül kokusu olabilir,
eğer bu hayatı mutlu ve huzurlu olarak yaşayabiliyorsan, ilk yapman gereken, başkası için ilhâm kaynağı ol,
çünkü; zaman gelir onları gördükçe daha çok mutlu olursun...
(esen rüzgarın esareti'nden alıntıdır...)

AGS  


09 Nisan 2012

Sana Güven'i anlatayım mı!

Bu güven saf biridir...
Sakin kişiliği her zaman ağır basar, ve yüzünden tebessümü asla bırakmaz..
Öyle kolay kolay da kimseye güvenmez...
Arkadaşlarını seçerken bir o kadar da özen gösterir ki bilemezsiniz...
Böyle kendi kendine yazılar yazar, ama kendisi bile ne için yazdığını bilmez...
Kola içmeyi ,çay içmeyi, özellikle çayı şekerli içmeyi çok sever...
Hatta, hayattan aldığı tek tâd'ın ona çay tarafından verildiğine inanır...
Aşk'la arası iyi değildir, onu hiç sormayın....
Zamanı iyi yönetir, bir de Zaman adına yazdığı bir kitabı vardır...
Potansiyeli açık birisidir, aktif rolleri çok sever...
Çabuk affeder...
İnanç'ı kuvvetlidir, elinden geldiğince beş vakiti kaçırmaz...
Silah atmayı çok sever, keskin nişancılığı vardır haa!
Siyasetle yakından ilgilenir ama siyaset yapmayı bilmez...
İyi masa tenisi oynar, futbol'u da sever ama pek top sektiremez, en fazla on tane...
Hızlı yürür ama yavaş koşar, nasıl mı? bir gün takılın ona görürsünüz...
Malzeme varsa güzel yemek yapar, ama güzel de yer...
Baharları pek sevmez, yalancı bir bahar tarafından kandırılmış olma ihtimali yüksek...
Bazı şeylere çok sadıktır...
Şuan'a kadar pek çok müzik aleti çaldı fakat NEY'de karar kıldı...
Resim yapmayı,çekmeyi ve bakmayı da çok sever...
Bu bide bilgisayar mühendisi, siz anladınız onu...
Zaman ,taraf ve cumhuriyet gazetelerini okur genelde....
Haber izlemeyi, okumayı ve bir de tweet atmayı çok sever...
Telefonu elinden bırakmaz o derece yani...
Sayılarla arasın son derece iyidir..
Zararlı alışkanlığı yok, ama bazen sigara dumanını çok sever..
Yazdığı kod'ların amaçına ulaşması ona fevkelade bir mutluluk verir...
Şaka yapmayı,şakalaşmayı ve alaycı konuşmaları mevcuttur..
Manyak fikir yürütür, tespitleri kuvvetlidir, yüksek lisansını bunun üzerine yapıyor :)
Şimdi ben bunları niye söyledim gerçekten bir fikrim yok..
Ama bir bardak çay la gelin 4 şekerli olsun çiğerimi vereyim...
AGS

07 Nisan 2012

Yine yanlışı sevdim...

Yine yanlış'ı sevdim...
Ben bugün yine yanlışları sevdim...
Yanlış zamanlarda yanlış yerde olmayı sevdim...
Ben bu kez yanlış yalanları da sevdim...
Yanlış kişilerle tanışmayı sevdim...
Ben konuşurken bile yanlış sözcükleri kullanmayı sevdim...
Yanlış anılarımı yanlış yerlerde anlatmayı sevdim...
Ben bazen de yazdıklarımı yanlış yazmayı sevdim...
Yanlış tercihlerimle mutlu olmayı da sevdim...
Ben yalan yanlış bir hayatla mücadele etmeyi sevdim...
Yanlış karar verdiğimde sonucunu beklemeyi sevdim...
Ben aslında yanlış olan yanlış kişiyi sevmemi sevdim....

23 Mart 2012

Her şey seni bekliyor aslında...

Her şey seni bekliyor aslında,
Her şey gelmeni bekliyor,
İçeri girmeni, senin elinin değmesini, gözünün dokunmasını bekliyor aslında,
Bakışlarındaki o gizem, gülüşlerindeki o sır paylaşılmak isteniyor aslında,
Sana baktığım her ân, gözlerimle ifade ettiğim o kelimeleri duyurmak istiyorum aslında,
Senin ismini duyunca, aklıma;o günkü çektiğim fotoğraf karesinin gelmesini istemiyorum aslında,
Sinirlendiğin zamanlar, o yanaklarını sıkmam gerekiyor aslında,
Taşıdığım duyguların bedeninle buluşmasını bekliyorum aslında,
Her şey seni bekliyor, gelmeni bekliyor, uçup gelmeni, kaçıp gelmeni, arkana bakmadan gelmeni bekliyor aslında,
Aslında, bu kadar basit, her şey senin o kapıdan içeri girmeni bekliyor...


ags

22 Mart 2012

Esen rüzgarın esareti...

Bazen insan çok yalnız olduğunu hisseder.
Bu Trabzon aslında bana hiç bir zaman yalnız olduğumu hissettirmedi.
Ben Trabzon'a geldiğim günden beri yazmayı sever oldum kendi yazılarımla büyüdüm.
Buradaki beşinci yılım ve ben hala utanıyorum, kendi yazdıklarımın başkaları tarafından okunulmasından utanıyorum.
Bu şehir gönlüme ilaç oldu.
Ben bu şehrin yağmuruna aşık oldum.
Tırmanılması gereken tepelerine aşık oldum.Sokaklarına ,caddelerine aşık oldum.
Bu şehir sayesinde yalnızlıktan nasıl çıkıldığını çaresizlikten nasıl kurtulacağını öğrendim.
Ben bu şehirden hayata tutunmayı öğrendim.
Okulu bırakma gibi bir şansım varken bu şansı elimden alan bir şehir oldu bu şehir.
İkliminin düzensizliğine aşık oldum,zamansız yağan yağmuru, zamansız soğuğu,zamansız kar'ına aşık oldum bu şehrin.
Bu şehrin memleketinden uzak oluşuna, buraya gelmek için çektiğim çileler, bu şehre bağlanmama neden oldu,
Hayat bazen insanları bir gemi misali, istediği noktadan esip istediği noktaya çekebiliyor, bu gemiyi ne kadar yönettiğini san'san da herşey boşa.
İşte benimkisi bu misal,sanki bu dünyaya gelmeden yaşamış gibiyim bu şehri, dejavu misali.
Neyse bu şehir böyle bir şehir işte.
Aslında kimse bilmez bu şehirde üniversite okumanın ne olduğunu,
 bir görsen o balkonlarını, hele o yemekhanede dururken tanık olduğun o sohbetler, camisindeki namazına kadar aldığım tâd biryerde bulamazsınız aslında.

Ben Bu Şehri Gece Seviyorum

Ben bu şehri geceleri seviyorum, yolları sokakların aydınlattığı kadarıyla görmeyi, gölgemin bir o yanda bir bu yanda belirmesini... Havaya sinmiş o duman kokusu var ya hani, onu seviyorum. Ben bu şehri geceleri seviyorum.


Serin rüzgarı yararak yürümeyi, üşümemeyi ama tenimde o serinliği hissetmeyi seviyorum. Karanlıklarda kaybolmayı seviyorum, saklanan diğer şeyleri merak etmeyi. Işıkların altında oturanları seyretmeyi seviyorum.  Ben bu şehri geceleri seviyorum.


Boş sokaklarda sabahlara kadar yürümeyi seviyorum, kimse beni bulamayacakmış, görmeyecekmiş gibi bir başıma olmayı. Hiçkimseymişim gibi, kimse beni aramayacakmış, sormayacakmış, merak etmeyecekmiş, gibi yok olmayı seviyorum. Ben bu şehri... bu şehri geceleri seviyorum.


Gölgeler tarafından yutulmayı, sokak lambalarının altında yeniden doğmayı seviyorum. Nereye gittiğini bilmediğim yollara dönmeyi ve belirsizliklere koşmayı da. Başımı kaldırıp baktığımda yıldızlardan bir yorganın üzerimde olmasını seviyorum.


Ben gecenin sesini seviyorum; tam seçemediğim, şekillerinden, renklerinden emin olamadığım taşların üzerinde yürürken çıkan sesi seviyorum, tek tük geçen arabaların vızıltısını, yer yer suların çağıldamasını, zaman zaman karşılaştığım insanların adımlarını. Ben bu şehri geceleri dinlemeyi seviyorum.


Ben gecelerin sessizliğini seviyorum, kalabalığın olmamasını, bir de konuşmaların ve gürültünün... Ben bu şehrin uyumasını seviyorum ve aslında bir yerlerde yeni uyanıyor olmasını ki ben oraya hep uzağım. Ben bu şehri geceleri seviyorum.


Ben geceleri yürümeyi seviyorum, konuşmayı kendimle ve yazmayı. Uykusunda bu şehri dinlemeyi seviyorum, rüyalarına konuk olmayı... Ben bu şehri geceleri seviyorum.


Yalnızlığımı, karanlığımı seviyorum. Ben bu şehri, kendimi geceleri seviyorum.


Ben... ben seni de geceleri seviyorum. Yüzünü görmeden, loş ışık altında sadece seni hissetmeyi seviyorum, sende yok olmayı ve teninde kaybolmayı, nefesinde ısınmayı seviyorum. Ben bu şehri geceleri seviyorum... Ben geceleri seviyorum. 


16 Mart 2012

Bir insanın istekleri ile arasındaki engel çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır...

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:


-Benim bundan öğrendiğimm şu oldu der.
-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa istediklerini elde edebilir.


Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...


(If you know something very important, the way to get power is by actually sharing it.)

10 Mart 2012

Bir adı olmalıydı,,,

Bir adı olmalıydı,
Yüzüne bakarken titreyen göğsümün..

Öyle yakınımdayken elimi uzatamayışımın ellerine.
Masamın üzerinde nöbet tutan antidepresanlar gibi,
... Boşalan kadehler gibi,
Sayılan saatler,
Ve bir kez daha sarılmak için edilen dualar gibi,
Bir adı olmalıydı çaresizliğimin...

Bir sebepi olmalıydı yaşadığım cehennemin.
Sınandığım darbelerin,
Duyduğum yalanların,
Beni sevemeyişinin..

Bir yolu olmalıydı duvarları yıkmanın,
Yumruklaya yumruklaya..
Konuşa konuşa ya da onlarla.
Yani kaybetmiş gibi aklını,
Yani reddetmek için "yollarımızın ayrıldığını"
Yani düşünememek için bir başkasının koynunda uyanacağın sabahları,
Yani o kadar perişan olmamak için,
Kestirme yolu olmalıydı çıldırmanın.

Şimdi "dön" demek sana,
Ölüyorum ulan !
Diyebilmek,
Çiğneyebilmek gururumu,
Kendime yenilebilmek, kaybetmemek için seni...

Bir isim koyabilmek olanlara,
Bir sebep bulamabilmek yaşanılanlara,
Bir çıkış yoluyla karşılaşıp kaçabilmek seninle uzaklara..
Vardı şimdi, bir yalan daha söyle demek bana,
Ve inanmak..
Ve bir kez daha inanmak,
Aşk gibi,
Ana gibi,
Kitap gibi,
Allah gibi sana..
Nursen Yıldırım

07 Mart 2012

Öğrendim ...

Insanlara kendimi zorla sevdiremeyecegimi ögrendim. Yapabilecegin tek sey
sevilebilecek biri olmak.
Gerisi onlara kalmis...
Insanlari ne kadar düsünürsen düsün,
Onlarin seni o kadar düsünmediklerini ögrendim.
Güven elde edebilmek için yillarin gerektigini,
Ama yok etmek için saniyelerin bile yettigini ögrendim.

Önemli olanin hayatindaki esyalarin degil,
Hayattaki kisilerin oldugunu ögrendim.
Insanin ancak 15 dakika çekici olabildigini,
Ondan sonra alisildigini ögrendim.
Kendimi karsilastirmak için baskalarinin en iyi yaptiklarini degil, Kendi
en iyi yaptiklarimi kistas almam gerektigini ögrendim.
Insanlar için olaylarin degil, onlarin daha önemli olduklarini ögrendim.

Her ne kadar ince kesersen kes,
Kestiginin her zaman iki yüzü olacagini ögrendim.
Sevdigin kisilere sevgi dolu sözler söylemen gerektigini,
Belki bunun onu son defa görüsün olabilecegini ögrendim.
Her ne kadar onu çok düsünsen de,
Yine de gidebilecegini ögrendim
Kahramanlarin, yapilmasi gerekenleri ne pahasina olursa olsun,
Yapanlar oldugunu ögrendim.

Insanlarin seni hep hesapsiz sevdigini, Ama bunu nasil göstereceklerini
bilemediklerini ögrendim.
Sinirlendigimde gerçekten buna degse bile asla acimasiz olmamam
gerektigini ögrendim.
Gerçek dostlugun ve gerçek askin aramizda uzak mesafeler olsa bile
büyüdügünü ögrendim.
Birisinin seni istedigin gibi sevmemesi,
Onun seni tüm benligiyle sevmedigi anlamina gelmedigini ögrendim.
Bir arkadasin ne kadar iyi olursa olsun seni üzecegini
Ve senin yine de onu affetmen gerektigini ögrendim.

Bazen baskalari tarafindan affedilmenin yetmedigini ögrendim.
Kendini de affetmeyi ögrenmelisin.
Kalbin ne kadar kirilmis olursa olsun,
Dünyanin senin acilarindan dolayi durmayacagini ögrendim.
Geçmisimiz ve durumumuzun oldugumuz kisiligi etkiledigini,
Ama olmamiz gerekene karsi sorumlu oldugumuzu ögrendim.

Iki kisinin tartismasinin, birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmedigini
ögrendim.
Ve tartismadiklari zaman da sevdikleri anlamina gelmedigini.
Bazen kisiligini eylemlerinin önüne koyman gerektigini ögrendim.
Iki kisinin tamamen ayni olan bir seye baktiklarinda bile
Farkli seyler görebildiklerini ögrendim
Hayatlarinda her zaman dürüst bir sekilde daha ileriye gitmek isteyen
kisilerin,
Sonuçlari önemsemediklerini ögrendim.
Seni dogru dürüst tanimayan kisilerin,
Hayatini birkaç saat içinde degistirebileceklerini ögrendim.

Verebilecegin bir sey kalmadiginda bile bir arkadasin agladiginda, Ona
yardim edebilecek gücü bulabilecegini ögrendim.
Yazmanin, konusmak kadar duygusal gayret gerektirdigini ögrendim.
En fazla önemsedigim kisilerin, benden hep uzaklastirildiklarini ögrendim.
Insanlari üzmeden ve duyarli olarak kendi fikirlerini söylemenin
Çok zor oldugunu ögrendim.

Sevmeyi,
Ve sevilmeyi ögrendim...
Ögrendim

CAN YÜCEL

05 Mart 2012

Vera...

hic soylenmemis sozler soylemeliyim el degmemis,duru sozler sevdigim icin sevdigim! 
sehir giysilerini kiskanir ve bu yuzden burunur geceyi gunes gozlerinden beslenir ve saclarini kollar gormek icin.
 sensizken sehrim, bos meydanlarinda yurudum kalin puntolarla iri laflar ettim ofkemi saldim iri disli postallar uzerine. sevdigim! 
Vera.. hangi cocugu oksadin, ellerinle gulden kokular..
 dilinde ask nameleri, soylesene Vera hangi cocugun adini andin. 
sahi Vera en son ne zaman gormustuk Sena'yi?
hatirlasana deli kiz sana emanet etmisti o bombalari sevdigim bak umut kan pihtisi rengine dondu ki sen Vera,
Filistin'den gecerken sakin eteklerini toplama biraz kan bulasmis halde cik karsima ve sakin unutma o ilk cocugumuzdur asirlardir dillerde olan Leyla'dir,
 Meryem'in suskunlugunda can bulan gozleri vardi
 Zuleyha'nin henuz dusmeden kirli kelimeler diyarina bilir misin Vera bu kacinci cocuk?
bu kacinci kertik yurege atilan?
eskisi gibi degil..artik daha da sancili sevdigim ozgurluk meydanlari budalalardan gecilmiyorsa bil ki bu sehirde cocuklar oluyor asirlardan uzak ellerini Vera..
 ellerini bulur ellerim bir Grozni kusatmasinda daglari goruyor musun Vera?
her bir daga bir cocugumuzun adini koymuslar Berat'im,Emin'im,Murat'im hani omuz omuza vermistik ya bir namaz kiyaminda hani beraber acmistik orucumuzu kimi Marmara'da kimi Yildiz'da kos Vera kos ulkemin surgun yerlerine kos aglama deli kiz ben aglarim seni boyle gormemeli her okul kapisinda turkumuzu soyleyen kizlarimiz ve annelere de soyle aglamasinlar ve sakin onlara oluler demesinler soylesene Vera cocuklara sIkilan hangi kursun kahpece degildir?
ofkemiz tas dogursun Vera tas!
 yuregimizi soksun yerinden bak her tarafta sapanli ebabiller Ebrehe'nin tanklari kan kusturur simdi Firavunu bogan Kizildeniz'i aglama duvarinin dibinde gorurum ki asa degil Musa'nin elindeki cagin sokulmus kalbidir bir subat gecesi kaybettik esrarimizi Vera kendimizi odalarimizda bulduk postalli korkularimizla soylesene sevdigim hangi rengini caldilar gokyuzunden bak zulum Cin Seddi'ni asti sevdigim icimizdeki Musalardan ne haber vardir?
Ibrahimlerden,Yusuflardan yoksa Musa'yi Kizildeniz'de yalniz mi biraktik?
ellerimizle mi verdik Ibrahim'i Nemrutlara simdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi?
ki unutma Vera Filistin'de yeni dogan cocuklar ilkin annelerinin gogsune sonra da yerdeki taslara uzanirlar neredesin eyy Ismail'in bogazindaki merhamet?
icimizdeki bu siziyi kaldir ya ebabilleri gonder ya bizi de oraya aldir ve her taraftan bana yonelir seni arayan sesim Vera benim..Vera benim..


Hümeyra

21 Aralık 2011

esinti,,,,


Özlemle dolu bir geceden kalıntılardir...
Bizler ne yanınızdakilerin değerini biliriz nede kalbimizdekilerin,,,

Biz aşk'i severiz ama içinde daima meşk'i ararız,,,

Bir bardak soğuk suyu içtikden sonraki uhulama ile bir bardak sıcak su içtikten sonraki uhulama bir değildir,,,

İnsansın ama insan kal hep isteriz,,,

Bu hayatta sevgi ilaciniz olsun,,,

AGS

13 Aralık 2011

Sessiz olun!!

sessiz olun!
sesler sallanıyor...
kuşlar düşecek... 

gecenin ipinde sallanırken
saçlarımı tarıyor zaten yok elleriniz... 

gölgeme ilişiyor
yanıp sönen çocuk sesleri
hayallerimden devşirme
paslı bir salıncak
fısıldıyor yaşadığımı

telaşa düşüyor ay ışığı yüzümde
saçımın neresinde duracağını
şaşırıyor sönmüş yıldızlar

balkondan sarkan uykunuza
karışıyor eskimiş
insanlığınızın kokusu
katlettiğiniz çocuklar saklıyor
görmediğiniz rüyalarınızı

duruşumun ıssızlığında
pır pır edip sönen annemin sesi
size de söylemiyor o
sevdiğim ninniyi...

gitme vakti derken
ağzı yok bir çocuk
saçlarım ellerimi asılıyor
mavi kirpiklerim saplanıyor
kara düşlerinize...

rengimi döke saça
sürüklerken geceyi
baş aşağı tutup
silkeliyor beni ay dede
çocukluğunuz çıkıyor içimden
birde yaşadığımı
fısıldayan paslı salıncak

neden susmadınız?
düştü işte bütün kuşlar...

EzHeR 




Saklandığın zaman ,daima görünen birşey'in vardır,,